Dün akşam saatlerinde, sahilden eve dönen bir minibüsün koltuğunda, sıradan bir günün yorgunluğunu taşıyordu yolcular. Herkes kendi dünyasında, kendi sessizliğindeydi. Ta ki o üç çocuk minibüse binene kadar. İkisi diğerinden biraz daha büyük, üç fidan…
Etraflarındaki yetişkin bakışlara, minibüsün o tanıdık ritmine tamamen umarsız, kendi aralarında konuşmaya başladılar. Ancak konuştukları ne bir çocuk oyunu ne okul anıları ne de gençlik heyecanlarıydı. Kelimelerinden dökülenler adeta buz kestirdi içeriyi.
Yasaklı maddeler, ıslah evleri, orada yaşananlar, tanık oldukları şiddet ve savruluşlar…
Daha da acısı neydi biliyor musunuz?
Tüm bu korkunç yaşanmışlıkları, sanki sıradan bir macera filmini özetler gibi büyük bir heyecanla, saklama gereği duymadan anlatıyor olmalarıydı.
Minibüsteki herkes sus pus oldu. Çıt çıkmıyordu. Kimi yolcular gözlerini kaçırdı, kimi içten içe yadırgayan, ayıplayan bakışlarla süzdü çocukları. Ama kimse konuşamadı. O küçük minibüsün içine, koca bir toplumsal yaranın çıplak gerçeği sığmıştı adeta.
O çocukları dinlerken içim sızladı, derinden bir üzüntü kapladı benliğimi. Yadırgamak, görmezden gelmek ya da kafamızı çevirmek en kolayı.
Peki ya sonrası?
O çocukların pervasızca anlattığı o “korkunç” dünya, aslında bizim sokaklarımızın, bizim yarınlarımızın bir parçası. Henüz hayatın baharında olması gereken bu ruhların, ıslah evlerinin gri duvarları arasında, maddelerin karanlığında kaybolmasına nasıl bu kadar alışabildik?
Onların umarsızca ve heyecanla anlatışları, aslında hissettikleri derin aidiyetsizliğin ve erken büyümek zorunda kalışın trajik bir maskesiydi belki de. Toplum olarak çocukları dinlemeyi, onları anlamayı ve en önemlisi o karanlık kuyulardan çekip almayı başaramadığımızda; o kuyunun yankısı gelir, bir akşam üstü bindiğimiz minibüste bizi bulur.
Dün akşam o minibüste sadece üç çocuk konuşmadı; aslında geleceğimiz, kulakları tırmalayan bir çığlık attı.
Soru şu; Biz bu çığlığı sadece yadırgayıp susacak mıyız, yoksa o çocukları kurtarmak için elimizi taşın altına koyacak mıyız?
Sağlıcakla kalmak ümidiyle…

YORUMLAR