Categories: Yazarlar

Pazar Yeri mi, Su Parkı mı? Boru Deyip Geçmeyin!

Efendim malumunuz, bizim buralarda hava biraz karardı mı, belediye başkanlarının tansiyonu yükselir, esnafın da dizleri titremeye başlar.

Niye?

Çünkü gökyüzü “biraz serinleteyim” dediğinde, bizim pazar yerleri anında “Venedik Şubesi”ne dönüşüyor.

Şimdilerde bakıyorum, herkes üç senelik başkana yükleniyor. “Altyapı nerede? Sular neden tahliye olmuyor?” sesleri yükseliyor. Tamam, eleştiri haktır, baş tacıdır da; hafızayı da tazelemek lazım.

Hani bir zamanlar pazar yerinin halini hatırlarsınız…

Diz boyu çamur, bildiğin dere yatağı! O dönem iktidar partisi görevde, peşinden iki dönem başkanlık yapmış bir başkaca isim…

Yani yıllardır o koltuklara oturanlar, “Buraya bir pazar kuralım ama altına da şöyle kallavi bir gider yapalım” dememişler. Ya da demişler de, sular o “gideri” bir türlü bulamamış!

Şimdi kalkıp üç yıllık yönetime “Hadi mucize yarat” demek, ilkokul çocuğuna “Neden hala atomu parçalayamadın?” diye sormaya benziyor. Elbette mevcut yönetim sorumluluğu alacak, elini taşın altına (veya o suyun içine) koyacak ama vicdan terazisini de doğru kurmak lazım.

Pazarın Yeri mi Yanlış, Bizim Koordinatlar mı?

Asıl soru şu, “Biz neden pazar yerlerini  dere yataklarının üstüne kuruyoruz?” Yani doğa diyor ki, “Kardeşim, burası benim yolum, bin yıldır buradan akıyorum.” Bizimkiler diyor ki: “Aman ne olacak, üstüne iki beton atar, pırasa-domates satarız.”

E sonuç? Doğa “müsaadenizle” demiyor, gelip tezgahın altından geçiyor. Esnaf balıkçı olmasa da çizme giymek zorunda kalıyor. Pazar yeri mi kurduk, yoksa su sporları merkezi mi, belli değil!

Netice-i Kelam; sorun sadece altyapı değil, aslında biraz da “bakış açısı” altyapısızlığı. “Günü kurtaralım, beton dökelim, gerisini sonra gelen düşünsün” mantığıyla yapılan işler, bugün sağanak yağmurda önümüze fatura olarak çıkıyor.

Eleştirelim, başkana kızalım, çözüm isteyelim…

Ama şunu da sormadan geçmeyelim, Onca sene iktidar gücü eldeyken, iki dönem mühür elindeyken yapılmayan “asıl işler”, bugün neden sadece “yeni gelenin” omuzlarına yükleniyor?

Kısacası dostlar; pazar yerinde suyun içinde domates seçmek istemiyorsak, önce zemin etüdünü siyasetin değil, aklın ve bilimin ışığında yapmalıyız. Yoksa her yağmurda “Bu yolun sonu dere” şarkısını hep bir ağızdan söylemeye devam ederiz.

Benden söylemesi, sizden dinlemesi…

Tabii çizmeniz yanınızdaysa!

Kalın sağlıcakla….

Ayşe Keşkek

Recent Posts

ŞİDDETE DUR DİYELİM!

Mavi Tekirdağ ve Mavi Kent Ajans, hayvanlara yönelik şiddeti Tekirdağ halkına sordu... Hayvan hakları konusundaki…

22 saat ago

Sanatseverler Şiire Doydu: 3 Kalem’in Performansı Ayakta Alkışlandı

3 Kalem Trakya ve Balkanlar Kültür Sanat Derneği bünyesindeki, Veranda Kafe’de düzenlediği şiir dinletisiyle edebiyatseverlere…

2 gün ago

CUMHURİYET KADINI: SEVAL EŞER

Bazı kadınların sesi kısık değildir. Bazı kadınların sesi bir salona değil, bir memlekete yeter. Seval…

3 gün ago

ÜSKÜDAR – KUZGUNCUK – BEYLERBEYİ SARAYI

Tur otobüsünde, insanlık tarihi boyunca çok önemli bir yere sahip olan İstanbul’a doğru yola çıktık.…

3 gün ago

YAZAR EROL YILDIZ ADD’DE CUMHURİYETİN KAZANIMLARINI ANLATTI

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Tekirdağ Şubesi, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın 103. yıl dönümü kutlamaları kapsamında…

5 gün ago

Yerel Yöneticilerin Sanat ve Edebiyata Yaklaşımının Önemi

Kültür ve sanat insanları ortak bir dilde buluşturur. Bu nedenle kültür ve sanata ilgi duyan,…

1 hafta ago