Edirne’de kentin ve Tekirdağ’ın kültürel sürdürülebilirliğinin önündeki engellerin detaylarıyla ele alındığı buluşmada; maliyet baskıları, emek hırsızlığı ve iletişim kopukluklarına karşı ortak akıl ve dayanışma vurgusu öne çıktı.
Toplantının en sıcak gündem maddelerinden biri, yerel kültür-sanat derneklerinin karşı karşıya kaldığı mali imkânsızlıklar oldu. Ticari organizasyon şirketleri ile kamuya ve sanata hizmet eden küçük derneklerden aynı salon kira ücretlerinin talep edilmesinin büyük bir adaletsizlik yarattığı ifade edildi. Birçok derneğin salon kiralarını dahi üyelerinin kendi ceplerinden karşılamak zorunda kaldığına dikkat çekilerek, kültür-sanatın yalnızca ticari ölçütlerle değerlendirilmemesi gerektiği belirtildi. Özel işletmelerin ve kamunun bu noktada taşın altına elini koyması gerektiği çağrısı yapıldı.
Sanatçıların ve atölye liderlerinin geliştirdiği özgün fikirlerin, kurumlarla paylaşıldıktan sonra sahibinin ismi anılmadan hayata geçirilmesi de sert eleştirilere konu oldu. Etkinlikte söz alan Atölyeci Nazlıgül Bekil, bireysel mücadelelerin bir noktadan sonra yetersiz kaldığını vurgulayarak: “Benim tek kelimem var burada: Kolektif çalışma. İş birliği hâlinde çalışmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Tek başına ettiğiniz mücadeleler bir yere kadar oluyor. Beraber hareket etmemiz gerekiyor” dedi.
Kültür ve sanatın geniş kitlelere ulaşmasında yerel basının hayati önemine değinen Gazeteci Ayşe Keşkek, medyanın içinde bulunduğu sosyo-ekonomik kıskaca dikkat çekti. Yerel gazeteciliğin ayakta kalma mücadelesine vurgu yapan Keşkek: “Ekonomik baskılar, işsiz kalma korkusu veya yasal tehditler gazeteciyi maalesef otosansürün esiri yapıyor. Yerel basında destek bulmadıkça hiçbir şey düzelmiyor” ifadeleriyle yerel basının desteklenmesinin kentin kültür hayatı için ne denli kritik olduğunu belirtti.
Toplantıda gençlerin ve üniversite öğrencilerinin kent merkezindeki kültürel yaşama entegre olamaması da kapsamlı şekilde tartışıldı. Şair, yazar ve çevirmen Yalçın Aydı Ayçiçek, gençliğin giderek derinleşen yalnızlığına değinerek dostlukların ve sosyal bağların güçlendirilmesi gerektiğine işaret etti.
Genç edebiyatçı ve şair Mehmet Emin Ağaran ise öğrencilerin sadece kampüs veya belirli alan sıkışmışlığından kurtarılıp kentin tarihsel ve sanatsal dokusuna çekilmesi gerektiği kaydedildi.
Programın kapanışında, bağımsız hareket etmenin getirdiği zafiyetlerin aşılması için sanatçıların, yerel basının, derneklerin ve esnafın ortak bir dayanışma ağı kurması kararlaştırıldı. Tekirdağ’ın zengin kültürel birikimini korumak ve yarınlara taşımak adına kurumlar arası şeffaf iş birliğinin büyütülmesi gerektiği çağrısıyla ve Edirne’nin de bu başlıklar ile ilgili yaşadığı sorunlar hakkında katılımcılar dinlendi.
3 Kalem Trakya ve Balkanlar Kültür Sanat Derneği bünyesindeki, Veranda Kafe’de düzenlediği şiir dinletisiyle edebiyatseverlere…
Bazı kadınların sesi kısık değildir. Bazı kadınların sesi bir salona değil, bir memlekete yeter. Seval…
Tur otobüsünde, insanlık tarihi boyunca çok önemli bir yere sahip olan İstanbul’a doğru yola çıktık.…
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Tekirdağ Şubesi, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın 103. yıl dönümü kutlamaları kapsamında…
Kültür ve sanat insanları ortak bir dilde buluşturur. Bu nedenle kültür ve sanata ilgi duyan,…
Tekirdağ Tarih Bilincinde Buluşanlar Derneği tarafından düzenlenen “Tekirdağ ve Göç” paneli, Namık Kemal Lisesi Konferans…