Hayatımıza giren bazı insanlar, ruhumuza verilmiş bir ödül gibidir başta. Sizi öyle bir tahta oturturlar, size öyle kelimeler fısıldarlar ki kendinizi dünyanın en benzersiz, en değerli insanı hissedersiniz. Fakat zaman geçer ve bir bakarsınız; o göklere çıkarılan içiniz yavaş yavaş boşalmış, geriye sadece derin bir yorgunluk kalmış.
Bu bir sevgi biçimi değil, psikolojik bir illüzyondur. İşte sizi baştan çıkarırken içinizi sinsice boşaltan o 3 tehlikeli tuzak:
İlk andan itibaren “Biz seninle tamamen aynıyız”, “Beni dünyada tek anlayan sensin” cümleleriyle sarhoş edilirsiniz.
Kusursuz bir uyum taklidiyle, sizi bir hayranlık bombardımanına tutarlar. Bu öyle sinsi bir tuzaktır ki, kendinizi özel hissetmenin verdiği coşkuyla gardınızı tamamen indirirsiniz.
Ancak amaç sizi tanımak değil, kendilerine bağımlı kılmaktır. İlgi bir anda kesildiğinde, o “özel” hissi geri kazanmak için kendi benliğinizden ödün vermeye başlarsınız.
“Beni sadece sen iyileştirebilirsin”, “Herkes sırtını döndü, bir tek sen farklısın” gibi ifadeler kulağa ilk başta büyük bir sadakat nişanesi gibi gelir.
Oysa bu, sırtınıza bindirilen devasa bir yükün habercisidir. Sizi “kurtarıcı” ilan ederek kendi hayatlarının, hatalarının ve mutsuzluklarının tüm sorumluluğunu üzerinize yıkarlar. Siz onları taşımaktan yorgun düşerken, kendi hayatınızı yaşamayı unutursunuz.
Sizi o kadar çok “kıskanır” ve o kadar “özel” bir yere koyarlar ki, çevrenizdeki herkesin size zarar verdiğini iddia etmeye başlarlar. “Onlar seni hak etmiyor”, “Biz bize yeteriz” diyerek sizi arkadaşlarınızdan, ailenizden, hatta hobilerinizden sinsice koparırlar. Sizi bir fildişi kuleye kapatırlar; kulede çok özelsinizdir ama yapayalnızsınızdır. Hayat bağlarınız koptukça, içinizin boşaldığını ancak her şey bittiğinde fark edersiniz.
Gerçek sevgi ve sağlıklı ilişkiler, içinizi boşaltmaz; aksine sizi çoğaltır, alanınızı genişletir ve sizi özgürleştirir. Eğer bir ilişkide kendinizi çok özel hissederken aynı zamanda sürekli tetikte ve tükenmiş buluyorsanız, oturduğunuz tahtı bir kontrol edin.
Çünkü bazen en lüks hapishaneler, bize en “özel” davranılan yerlerdir.
Sevgiyle kalın…
Türkiye'nin Ay Uzay Aracı'nın entegrasyonu tamamlandı. 2027'de fırlatılması hedeflenen araç, sistem testleri için USET'e gönderildi.
Sabahın köründe, güneşin daha maşallahı var dediği, kuşların bile birbirine "Sen niye bu kadar erkencisin?"…
KUZENLER ~ AURORA VENTURINI Toplumun “kusurlu” bulduğu bir genç kadın, kendine ait bir dil kurup…
Namık Kemal’den Atatürk’e, Türkiye’den Azerbaycan’a
Bu yazımı daha önce çalıştığım gazetede, köşemde yayımlamıştım. Arşivi karıştırırken karşıma çıkınca, bazı bölümlerinde değişiklik…