Categories: Yazarlar

Konuşmak ya da susmak…

Bazı toplantılarda sık sık karşımıza çıkar böyle olaylar. Konuşması için sahneye davet edilen bazı kişiler, eline mikrofonu alınca yarı şaka yarı ciddi bir tavırla, “Ben çok konuşurum. İyi de konuşurum. Uzatırsam ya da sıkılacak olursanız söyleyin.” gibisinden cümleler kurar.

Ya da bir süre konuştuktan sonra, “Şimdilik bu kadar yeter. Sonra devam ederiz.” derler.

Ben de böyle davranan kişilere çeşitli yerlerde rastlıyorum.

Ancak konuşmanın, dinleyicilere hitap etmenin bir nedeni olduğu kadar bir sınırı olması gerektiğini de düşünüyorum.

Dinleyen varsa ve dinlemeye de istekliyse kişi istediği kadar konuşabilir. Ama nezaketen davet edilmişse ve birkaç dakikalık bir süre de ayrılmışsa konuşmayı fazla uzatmamak gerekir.

Uygun yerde ve zamanda, gerektiği kadar konuşmak en güzelidir.

Kişi konuşma yapacağını önceden biliyorsa söylemek istediklerini önce kafasında toparlar.

Mikrofonu eline alınca eveleyip gevelemeden söyleyeceklerini özetler, teşekkür eder ve yerine oturur.

Eğer konuşma, belli bir konuda mesaj vermeyi ya da bilgi aktarmayı gerektiriyorsa önceden not almakta da mutlaka fayda vardır.

Çünkü günümüzde insanlar artık iş olsun diye konuşanları, içinde hiçbir yararlı cümle bulunmayan sözleri dinlemek istemiyor.

Şahsen ben çok sıkılıyorum.

Zaten kimsenin kimseyi beş dakikadan fazla dinlemeye tahammülü de yok.

Ahkâm kesmeye, laf ebeliği yapmaya hiç gerek yok.

İyi konuşmak, güzel konuşmak, insanları ilgilendiren önemli konulardan söz etmek varken insanların zamanını çalmak nedendir ki?

Konuşmasını bilmiyorsan konuşma.

Söyleyecek bir şeyin yoksa söyleme.

İş olsun diye insanların sabrını zorlama.

Bir şey daha var ki o da bir programı sunan kişinin, bir davetliyi sahneye çağırıp “Bir şeyler söylemek ister misiniz?” demesi.

Buna da sinir oluyorum.

“Bir şeyler” nedir arkadaş? O bir şeylerin adı, konusu yok mu?

“Bu konuda sizin de düşüncenizi öğrenebilir miyiz?” demek o kadar zor mu?

Bana kalırsa konuşmakla susmak arasındaki farkı iyi bilmek, nerede konuşup nerede susulacağına doğru karar vermek gerekir.

İş olsun, boyunu görsünler diye sahneye çıkıp insanların zamanını çalmamak gerekir.

Bir de mikrofon âşığı tipler var. Mikrofon görünce dayanamıyorlar. Sanki anaları onları mikrofonla beraber doğurmuş! Mutlaka konuşacak, boyunu gösterecek. Söyleyecek bir şeyi yoksa bile o mikrofonu eline alacak.

Nasıl bir meraktır, nasıl bir sevgidir bu? Bir anlatan olsa da ben de bilsem!

TD

Tuncay Dağlı

Share
Published by
Tuncay Dağlı

Recent Posts

3 KALEM DERNEĞİ’NDEN EDEBİYAT ZİRVESİ: “KURUTULMUŞ YAPRAKLAR, ŞAİRLER VE ÇİÇEKLER”

3 Kalem Trakya ve Balkanlar Kültür Sanat Derneği’nin düzenlediği imza, şiir ve söyleşi etkinliği edebiyatseverleri…

23 saat ago

Fotoğraf eğitim semineri başlıyor

Tekirdağ Fotoğraf Derneği (TEFOD), fotoğrafçılığa ilgi duyan ve kendini bu alanda geliştirmek isteyenler için beklenen…

2 gün ago

Şarköy’de Kahkaha Fırtınası Kopacak: “Hipnozcu” Sahne Alıyor!

Şarköy Tiyatro Topluluğu, iki perdelik eğlenceli komedi oyunu “Hipnozcu” ile tiyatroseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.

3 gün ago

TEKİRDAĞ’DA ŞİİR İKİNDİLERİ 36. SEZONUNU CUMHURİYET COŞKUSUYLA AÇTI

Tekirdağ Şiir İkindileri Grubu, yeni sezon açılışını Namık Kemal Evi’nin tarihi atmosferinde gerçekleştirdi. 29 Ekim…

5 gün ago

Veranda, Sadece Bir Mekan Değil, Yaşayan Bir Ruh!

Eğitim sektöründeki uzun yıllara dayanan deneyimini girişimcilikle taçlandıran Jale Özgümüş, sıcak ve samimi atmosferiyle dikkat…

6 gün ago

SİGORTA DÜNYASI

SİGORTA YAPTIRMIYORUZ, HUZUR SATIN ALIYORUZ.

6 gün ago